top of page

Meta ve Youtube'a Açılan Bağımlılık Davası ve Türkiye'de Çocuklara Sosyal Ağ Yasağı

  • 6 Mar
  • 4 dakikada okunur

Sosyal ağların ticari menfaatinin kullanıcıların mümkün olduğunca uzun süre platformda kalması olduğu, bu şirketlerin bunu sağlamaya yönelik birçok yöntem kullandığı bilinmektedir. Sosyal ağlarda paylaşılan içeriklerin çok önemli bir bölümü çocuk izleyiciye yöneliktir. Benzer şekilde bu ağların gelirlerinin önemli bir bölümü hedef kitlenin çocuk olduğu reklamlardan elde edilmektedir. Sonuç olarak bu ağlar ve bu ağlarda içerik paylaşan kişiler için çocuklar önemli bir gelir kaynağıdır. Bu ilişkide en önemli sorun otokontrolü düşük, dürtüselliği yüksek olan çocukların kullanım süresini uzatmaya yönelik stratejiler karşısında zayıf kullanıcı konumunda olmalarıdır.  Bir çocuğa sosyal ağa erişim verilir ve sınır getirilmezse çocuk saatlerce o platformda kalacaktır. Bunun da çocuğun fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde ağır olumsuz etkileri olduğu artık açıktır. Sosyal ağ sağlayıcıları ve bu ağlardaki içerik sağlayıcılar çocuğu platformda tutmak için yapay zekâ dahil her türlü teknolojiyi, pazarlamayı, ilgi çekme yöntemini sorumsuz ve kuralsızca kullanırken bu noktada tek sorumluluğun anne ve babalara ait olması düşünülemez. Bu konuda kısa süre içinde iki önemli gelişme yaşanmıştır.


Los Angeles'ta görülen kısa sürede bilişim hukukunun gündemi olan davada, 20 yaşındaki davacı KGM ve annesi, Meta (Instagram/Facebook) ve YouTube’u çocukları kasten platforma bağımlı hale getirmekle suçlamaktadır[1]. Şu an 20 yaşında olan davacı KGM, 10 yaşından önce bu uygulamalara bağımlı olduğunu; bunun sonucunda depresyon, anksiyete ve beden algısı bozukluğu (body dysmorphia) yaşadığını iddia etmektedir. KGM'nin eski terapisti, sosyal medyanın tek neden olmadığını ancak genç kadının sosyal fobi ve beden algısı bozukluğu yaşamasına neden olan tetikleyici bir faktör olduğunu ifade etmiştir.


Meta ve YouTube ise suçlamaları reddetmektedir Meta, savunmasını genç kadının ruhsal sorunlarının sosyal medyadan önce başladığını ve aile yaşantısından kaynaklandığına dayandırmakta ama çocuklara ilişkin kontrolleri sonradan daha sıkılaştırdıklarını ifade etmektedir.  TikTok ve SnapChat’in dava başlamadan önce aile ile uzlaşması da dikkat çekicidir.


Bu dava, bu ve benzer teknoloji şirketlerinin algoritmik tasarımlarının (bildirimler, öneriler, sonsuz kaydırma vb.) bir ürün kusuru, suistimal veya kasıtlı manipülasyon olarak kabul edilip edilmeyeceğini belirleyecek. Eğer KGM ve annesi haklı bulunursa, sosyal medya platformları tasarım stratejilerini kökten değiştirmek ve milyarlarca dolarlık tazminatlarla yüzleşmek zorunda kalabilir. Bu davanın sonucu, gelecekteki yüzlerce benzer dava için hukuki bir standart belirleyecek.


Ayrıca bu davanın AB Yapay Zekâ Tüzüğü (EU AI Act) kapsamında değerlendirilmesi de gerekmektedir. Davacıların iddiası davalıların yapay zekâ algoritmaların sadece içerik önermediği; çocuğun dopamin salgılamasını tetikleyecek, bilişsel savunmasını aşacak ve onu platformda "rehin tutacak" şekilde aktif olarak manipülasyon yaptığıdır. Bu iddialar ve zarar ispatlanabilirse Meta ve YouTube’nın kullanıcı takibi ve yönlendirmeleri mercek altına alınacaktır.  Zira bu platformlarda kullanıcı aktivitelerinin takibi ve yönlendirmelerde yapay zekâ desteği kullanılmaktadır. Eğer mahkeme, bu platformların tasarımlarının “manipülatif”, “çocukların zayıflığını kullanan”, “davranışlarını değiştiren” veya "çocuklara yönelik ciddi zarara yol açan" nitelikte olduğuna hükmederse, bu durum ilgili sosyal ağları "Yasaklı YZ Uygulamaları" incelemesine sokacaktır. Zira

AB Yapay Zeka Tüzüğü madde 5 I a ve b’ye göre;


 “a) Bir kişinin bilinci dışındaki bilinçaltı teknikleri veya kasten manipülatif ya da aldatıcı teknikleri; bir kişinin veya bir grubun bilinçli karar verme yetisini kayda değer ölçüde zayıflatarak davranışlarını esaslı bir şekilde bozmak ve böylece normal şartlarda almayacakları bir kararı, kendilerine, bir başkasına veya bir gruba önemli ölçüde zarar verecek veya vermesi makul ölçüde muhtemel olacak şekilde almalarına neden olmak amacıyla veya bu sonucu doğuracak şekilde bir yapay zeka sisteminin piyasaya sürülmesi, hizmete sunulması veya kullanılması;


b) Bir gerçek kişinin veya belirli bir grubun; yaşları, engellilik durumları veya içinde bulundukları özel sosyal veya ekonomik durumları nedeniyle sahip oldukları hassasiyetleri istismar eden bir yapay zeka sisteminin; söz konusu kişinin veya bu gruba dahil bir kişinin davranışını, kendisine veya bir başkasına önemli ölçüde zarar verecek veya vermesi makul ölçüde muhtemel olacak şekilde esaslı bir şekilde bozmak amacıyla veya bu sonucu doğuracak şekilde piyasaya sürülmesi, hizmete sunulması veya kullanılması yasaktır.”


Bir yapay zekâ sistemin "Yasaklı" listesine girmesi, o sistemin AB pazarına sunulmasının tamamen durdurulması demektir. Ancak bu, Instagram veya YouTube’un AB’de tamamen kapanması anlamına gelmeyecektir. Bunun yerine, kişileri platforma bağımlı kılan, zayıf sosyal grupları istismar edici spesifik yapay zekâ mekanizmalarının (örneğin engagement odaklı tavsiye motorlarının) kaldırılması veya tamamen yeniden tasarlanması gerekecektir.


ABD’deki bu gelişme yaşanırken Türkiye’de de 5651 sayılı Kanun’a eklenen maddelerle yaş gruplarına göre çocukların sosyal ağ kullanımının yasaklanması ve sınırlanmasına ilişkin kanun teklifinin meclise sunuldu.


Bu teklife göre:

Sosyal ağ sağlayıcı, on beş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Sosyal ağ sağlayıcı, on beş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır. Bu fıkra kapsamında alınan tedbirler sosyal ağ sağlayıcının kendi internet sitesinde yayınlanır.

Sosyal ağ sağlayıcı; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar. Ebeveyn kontrol araçları;

a) Hesap ayarlarının kontrol edilmesine,

b) Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına,

c) Kullanım süresinin izlenmesi ve bu sürenin sınırlandırılmasına,

ilişkin mekanizmaları içerir.”


Bu gelişme dikkatle değerlendirilmelidir. Meclise sunulan teklif olumludur. Ama kolayca aşılabilecek göstermelik yaş doğrulama ve ebeveyn güvenlik ayarları getirilmesi yeterli değildir. Bu yasağın etkili olması için ağlarda 15 yaş altı çocuklara yönelik içerik paylaşılması ve reklam alınması etkin bir şekilde engellenmelidir. Akdi takdirde göstermelik bir koruma tedbiri söz konusu olacaktır.


temsili çocuk tableti

bottom of page