top of page

Sağlıkta Hizmet Alım Modeli ve Haksız Rekabet

  • Paksoy
  • 26 Kas 2024
  • 2 dakikada okunur

Son yıllarda özel hastaneler doktorların iş sözleşmesi ile çalıştırılması modelinden uzaklaşmışlardır. Birçok özel hastane, hastanesinde çalışmasını istediği doktorun şirket kurmasını istemekte, bu şirketten hizmet alım yöntemi ile ilerlemektedir. Bu yöntem, özel hastane tüzel kişiliği için vergi avantajı sağlamakta ve tüzel kişilik iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden kurtulmaktadır. Doktor ise şirket kurmanın ve şirket sahibi olmanın maliyetine ve zorluklarına katlanmakta ve İş Kanunu’nun tanıdığı hiçbir korumadan yararlanamamaktadır. Son olarak hizmet alım yöntemi emeklilik koşulları açısından doktorların aleyhinedir.


Diğer yandan hukuk sistemimizde tarafların ilgili sözleşmeyi ne şekilde nitelendirdiğine bakılmaz. Önemli olan taraflar arasındaki ilişkinin objektif özelliğidir. Bu açıdan bakıldığında doktorun tamamen özel hastanenin çalışma düzenine, başhekimin talimatlarına bağlı olması, hizmeti görürken kullanacağı ekipmanları veya yardımcı kişileri seçememesi, başka bir tüzel kişiliğe hizmet vermemesi bağımsız olmadığına işaret etmekte ve aslında taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi olduğunu ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki hemen hemen her işçinin iş kanununun koruyucu hükümlerinden kurtulmak için hizmet alım modeli ile çalışmaya zorlanması mümkündür. Fakat bu İş Kanunu’nun etrafından dolanılması anlamına gelecektir. SGK mevzuatı buna cevaz verecek şekilde yorumlanamaz. Nitekim birçok Yargıtay ve BAM kararında doktor ve hastane arasındaki şirketleşme modelli ilişkinin aslında iş sözleşmesi olduğu tespit edilmiş ve iş sözleşmesi hükümleri uygulanmıştır.


Özel hastanelerin buna rağmen doktorları hizmet alım modeli ile çalışmaya zorlaması haksız rekabet teşkil etmektedir. Buna rağmen özel hastanelerin kurduğu bu çalışma düzeni devam etmektedir. Bu modelle çalışan doktor, özel hastane ile ilişkisi bitene kadar bu hususu dava konusu etmemektedir. Çalışma ilişkisinin sonlanmasından sonra açılan davalar ise sadece bireysel ilişkiyi etkilemektedir. Oysa tabip odalarının bu uygulamalara karşı haksız rekabet davası açması mümkündür. Bu durumda ilgili özel hastane kendine bağlı olarak ve kendi çalışma düzeni içinde kendi belirlediği talimatlar çerçevesinde çalışan doktorlarla hizmet alım modelleri ile çalışmaya son vermek zorunda kalacaktır. Yargı kararına uyulmaması halinde gerek tüzel kişilik gerek yetkili idarecileri çeşitli hukuki yaptırımlar ile karşılaşacaktır. 



bottom of page